Bankamatik Personelleri
Belediye adı çok ta önemli değil genelde her belediyede yaşanan süreç içerisinde sergilenen oyunların bir kısmı sadece. Bunun mantıkla ya da hak ve hukukla alakası da yok. Siz değerlendirme yaparken bu oyunun adına ister haram ister kul hakkı isterseniz haksız kazanç veya devleti soymak diyebilirsiniz.
Sokakta, parkta, bahçede, toplu taşımada, haberlerde konuşulan gerçeğin adı bankamatik personelleri. İşe gitmeden ve emek vermeden kazanılan paranın cebe rahatça konulması. Muhterem şahıslara karşı destekleyici bir koruma. Ne iş yaptığını ve nerede çalıştığını bilmeden elde edilen haksız bir kazanç. Sayılarını araştırmaya gerek yok, yüzlerce yüzü kızarmayan maskeli kişiler.
Haksızlık Karşısında Susmak (Hakikati Gizlemek): Zulüm, haksızlık veya batıl durum karşısında, hakkı bildiği halde susmak hoş karşılanmamış, hatta tehlikeli bulunmuştur dinimizde. "Hakkı söylemekten sakınan dilsiz şeytandır" ifadesi (İbn Kayyim), bu durumu vurgular. Peygamberimiz (s.a.s.), "En büyük cihat, zalim bir idareci karşısında hiç çekinmeden hakkı söylemektir" buyurarak, zulme ve haksızlığa sessiz kalmanın yanlışlığına işaret etmiştir.
Bu sözler karşısında günümüze döndüğümüzde, belediye başkanlarının, milletin parasının ve kul hakkının haksız kazanca nasıl dönüştürüldüğü bilmelerine rağmen sessiz kalmaları ve çanak tutmaları hangi gerekçeyle savunulabilir buyurun siz değerlendirin.
Bin bir el öpmeyle işe girmiş ya da kuvvetli torpili olanların genelde bu dürtüyü yaşadıklarını söylemek yanlış olmaz. Babası, dayısı ya da adamı var kim neylesin işi, nasıl olsa maaşı takır, takır yatıyor. Belediye başkanı kendi cebinden vermiyor sonuçta diyebiliriz bu işleyişe.
Bazı bayanlar için çalıştıkları belediye birimi evlerinde gün geçirmek olurken, erkekler için dışarıda kurdukları ikinci bir işyeri ya da başka bir iş olmaktadır. Kadrolu yerleri belediye başkanlıklarına bağlı kurum ve kuruluşlar olmasına rağmen işe gitmedikleri için mesai arkadaşlarını bile tanımamaktadırlar.
Hatta bununla kalmayan bankamatik personellerinin birçoğu bırakın çalıştıkları belediyenin bulunduğu şehri, başka şehirde ikamet edipte kadrolu oldukları belediyeden maaş almaya devam ettikleri de acı bir gerçektir.
Bugün yazmaya kalksak yüzlerce kişiyi yazmakla kalmayıp, belediye personeli görünüp belediyenin hangi birimde çalıştıklarını bilmeyenlerin varlığını da rahatça sıralamaya ekleyebiliriz.
Söylenen gerçeklere baktığımızda önceki dönemlerde asaleten müdürlük kadrosu almış fakat sonraki dönemlerde menfaatleri doğrultusunda belediyeyle manevi olarak hiçbir bağı kalmamış kişilerin bile bugün çalışmamalarına rağmen belediyeden müdürlük maaşı aldıkları açık ara bir gerçek gibi karşımızda durmaktadır.
Öyle ki, belediye birimlerinde şu an vekâleten koltuğa oturup memur maaşıyla, zavallı çalışanın 25-30 yılda kavuşamadığı servete birkaç yılda rahatça kavuşabildikleri de belediyelerin nasıl bir duygu karmaşasıyla yönetildiğini gözler önüne sermektedir. Soran yok eden yok mantığı bugün geldiğimiz noktada önemli bir işleyiş modelinden başka ne olabilir ki?
Kısaca, herkes kendi çöplüğünden sorumludur diyerek, kucaklarında oyuncak olarak gördükleri topun ne zaman patlayacağını bilmek idarecilik ister, sorgu ister, yarını görmek ister.
Mantığın olmadığı veya çalışmadığı yerde karanlığı görmek hiç de zor olmasa gerek.
Anadolu haber/Mehmet DUMAN













Benzer Haberler
Bankamatik Personelleri
Hazardağlı Kavşağında Görüntü Kirliliği
Şehrin Geleceğini Düşünmek Çok mu Zor?
Nerede kaldı, Türkiye’m kart
Zavallı TÜİK, Mart ayı enflasyonu 1,94
Bir Pertek Köprüsü Hikâyesi
Sözde Hizmet, Kördüğüm Oldu
Gördüklerimize İnanmak İstemedik