Günü Kurtarma Festivalleri
Bir anda festivaller ve fuar şehri olduk. Elle tutulur ağızla yutulur ne var ortada derseniz kocaman bir sıfır.
Üç tane sanatçıyı çağırıp konser verdik adına festival dedik, Yemek kültürümüzle övünmemiz kursağımızla kalmaya başladı, uydurma bir köftenin peşine düşerek salçalı köftemiz var dedik, pleybek sanatçıları alkış tufanına tuttuk. Üç beş firmayı davet ederek adına inşaat fuarı dedik, inşaata yönelik imalatımız sınıfta kaldı. Başka şehirler bizi kıskanıyor diye fısıldanırken, biz biriyle baş edemediğimizi unutup, karşımıza aldıklarımız üçüncü, beşinci organize sanayi bölgelerini yapıp geçtiler, biz seyri âleme daldık. Elli yıllık su sıkıntımıza çare dediğimiz yolda kaldı, caddelerimizle bulvarlarımızla, kaldırımlarımızla, akıllı kavşaklarımızla alay edilir duruma düştük. Temiz şehir diyerek çıktığımız basamaklarda Sümen altı edilenleri görmedik. İşsizliği başköşeye kurulup izlemekle yetindik. Hiçbir zaman ne bir imalat şehri ne bir sanayi şehri ne de bir üretim şehri olamadık. Etrafımız sularla çevrili yarımadayız diye övünürken turizm şehri olma hayallerimiz hüsrana uğradı. Transit yol şehriyiz dedik Elli beş yıl yıl önce var olan Pertek köprüsünü yerine koyamadık. Gölümüz var dedik boğulan biz olduk. Adamı olan vasıfsızı makama oturturken bir Dünya vebal aldık, günün getirisine odaklandık. Şehrin değerlerini yok ederken bir anda Cumhuriyetle beraber kurulan şehrimizi müzeler şehri yapmaya çalıştık, şehrimize üç tane turist getiremedik. Kitap fuarlarımız var, biz okumayı seviyoruz derken, şehrimizde yaşanan trafik terörü başta olmak üzere, gasp, hırsızlık, şiddet, silah, uyuşturucu gibi olumsuzluklara çare aramadık. Şehrin imar planına baktığımızda geleceğimiz beddua etmeye başladı. Araç çok yol yok. Çok katlı ruhsatlar verirken otopark oluşturmamak adına gelecek paraya gözlerimizi dört açtık. Heybenin altı delik görmedik ya da işimize gelmedi, doymadık, Dünyanın üç günlük olduğunu unuttuk, tıka basa yüklemeye çalıştık. Fuar ya da festival derken özümüzden çıktık, özümüz olmayanları baş tacı ilan ettik.

ULUSLARARASI DÜZEYE HANGİSİNİ TAŞIYABİLDİK
Kıskanıyor dediklerimiz uluslararası düzeyde kaysı festivalleri, narenciye festivalleri, kültür sanat festivalleri, uluslararası maraton koşuları, uluslararası bisiklet festivalleri, uluslararası sinema festivalleri, uluslararası gastronomi festivalleri, müzik ya da folklor festivalleri yaparken biz üç tane bakkala yer vererek yöresel ürün festivali yaparak yapmaya çalıştık.
Dört tarafımızda su var derken, uluslararası su sporları festivali aklımıza gelmedi. Mermerimiz var dedik kişisel olarak Dünyaya ulaşırken, biz olamadık, şehre mal edemedik. Yemek çeşidinde Türkiye’de ikinci sıradayız derken, bırakın uluslararası boyutunu kendi içimizde bile tanıyıp tanıtmakta sıkıntı yaşadık.
1980 li Yıllarda Uluslararası Harput çayda çıra kültür ve sanat festivalimiz vardı bizim. Festival gazetesi çıkardı, söyleşiler, konferanslar, eğlenceler düzenlenerek folklorumuz, müziğimiz tanıtılır, gelen misafirlere çedene kahvemiz ikram edilir, yemeklerimiz tattırılır, çeşitli yöresel yarışmalar düzenlenirdi. Onun bile içine ettik. Yapamadık, taşıyamadık bir yerlere.

SEÇİLEN YA DA ATANAN FARKETMEZ
Baktığımızda, 50 yıldır Harput’ta sürdürülen restorasyon çalışmalarının halen devam ettiğini, Elli yıl öncesinde var olan Hazar gölü kamp tesislerinin virane olduğunu, yüz yıldır şehrin yükünü çeken gazi caddesine alternatif üretilemediğini, Elazığ’ın yerleşimiyle yapılan atlı araba yollarının bile bugün yapılan yollardan daha çok işe yaradığını ve belirli bir plan dahilinde yapıldığını, yaşadığımız depremlerle eski binaların ayakta kalmaya devam ederek sözde modern yapılaşma dediğimiz donatıların yerle bir olduğunu siz kime anlatacaksınız ki…
Anadoluhaber/Mehmet DUMAN













Benzer Haberler
Bilgisiz ve Belgesiz Ev Satışları Sorun Yaratıyor.
Neyin Paylaşımı Belli Değil.
Asfalt Yılında Farklı Hizmetler
Saadet Partisinden Elazığ’a Ayrı Parantez
Kimin hakkı kimin kucağında
Objektifimize Yansıyanlar
Oto Galericileri Geleneksel İftar Yemeğinde Buluştu.